Giriş

Fikri Mülkiyet Hakları, ‘kişinin her türlü fikrî ve zihnî çaba ve emeği sonucunda ortaya çıkardığı ürünler üzerinde hukuken korunan ve hak sahibi dilediği takdirde bu korumadan yararlanma yetkisi veren menfaatler’ şeklinde tanımlanır (Ateş, 2003: 93)

Fikrî mülkiyetin hem bir takım fikrî ürünleri hem de ayırt edici ad ve işaretleri kapsadığı görülür. Fikrî ürünlerin bir kısmında kültürel, sanatsal yön ağırlıktayken diğer bazı fikrî ürünlerde teknolojik yönün ağır bastığı görülür. Romanlar, filmler, bilgisayar oyunları, müzik albümleri ilk gruba, buluşlar ise ikinci gruba örnek verilebilir. Ayırt edici ad ve işaretlerin tipik örneği markalardır. Bu gruba coğrafi işaretler, internet alan adları, ticaret unvanları ve iletme adları eklenebilir.

Fikri Mülkiyet Hakkı

Fikri Haklar, toplumların sermayesidir. Fikir ürünleri ile ülkeler ekonomik, kültürel ve sosyal açılardan gelişme göstermektedir. Fikri ürünler toplumu üretkenliğe teşvik eder, üretken toplumlar ayakta kalırlar. Günümüzde üretkenlik bilgi ve teknolojiye dayanmaktadır. Bilgi ve bilimin değerinin anlaşılmasıyla bilgi üretimi hızla artmış, bununla birlikte Fikri Mülkiyet koruması önemli hale gelmiştir. Fikri mülkiyetin önemli bir özelliği, çoğu durumda çok değerli olan ve korunması gereken gayri maddi fikir ya da nesneleri içermesidir. Fikri mülkiyet hakkı, başka kişilere sahip oldukları kopyayı nasıl kullanabileceklerini, daha çok da nasıl kullanamayacaklarını anlatan fikri tekelleştirme hakkıdır. Tarihsel süreç içinde bir hak olarak düzenlenmesi, yazılı basının gelişmesi, ulus-devletin ortaya çıkışı, özel mülkiyet ve bireyciliğin zaferi ile kapitalizmin yükselişine bağlı olarak gerçekleşmiştir.

Fikri Mülkiyet hakları; telif hakkı ve sınai hakları kapsamaktadır.

Telif Hakları: Soyut niteliğe sahip olan, insan düşüncesinin yarattığı maddi olmayan malladır. Fikir ve sanat eserlerini kapsamaktadır. Eserin üretilmesiyle birlikte tekel hakkı doğar. Telif hakkının doğması için tescile gerek yoktur. Mutlak hak niteliğe sahip olan telif hakları, herkese karşı ileri sürülebilir. Telif hakları koruma süresi 70 yıldır. Koruma kapsamındaki ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ile sinema eserleri (görsel-işitsel eserler) üzerinde sahip olunabilecek maddi ve manevi hakların tamamını kapsamaktadır. Bu kapsama giren eserlerin hakları münhasıran sahiplerine aittir ve üçüncü şahıslar tarafından izinsiz kullanılamaz. Ülkemizde koruma kapsamında yetkili kurum Kültür ve Turizm Bakanlığa’na bağlı Telif Hakları Genel Müdürlüğü’dür.

 Sınai Mülkiyet Hakları ise; ülkemizde daha çok buluş ve marka ağırlıklıdır. Sanayi ve tarımdaki buluşlar, yenilikler, tasarım ve özgün çalışmalar, marka ve ticaret unvanı gibi ayırt edici ad ve işaretleri taşıyan ürünler sayılabilir. Bunlar, Patent, marka ve tasarım gibi haklarla korunurlar. Sınai haklar, bütün bunların yetkilerini sahiplerinin tekeline belirli süreyle bırakan gayri maddi haklardır. Ülkemiz, sınai mülkiyet hakları alanında ilk düzenleme yapan ülkelerden biridir. Sınai mülkiyet hakkının temel haklardan sayılması ve Anayasamıza göre temel hakların Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenemeyeceği ilkesinden hareketle, cezalara ilişkin hükümler başta olmak Kanun Hükmünde Kararname maddelerinde sınai mülkiyet sistemini etkileyecek önemli iptaller yaşanmıştır.

Yaşanan iptaller nedeniyle oluşan yasal boşluğu gidermek, daha etkin işleyen bir sınai mülkiyet sistemine geçmek, özellikle patent, faydalı model ve tasarımlarda niteliği artırmak amacıyla hazırlanan ve 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile marka, patent, tasarım ve coğrafi işaretler için ayrı ayrı düzenlenen Kanun Hükmünde Kararnameler tek çatı altında toplanmıştır.

Ülkemizde Sınai Mülkiyet haklarına müracaat Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı Türk Patent ve Marka Kurumu’na gerçekleştirilmektedir.

Fikri Mülkiyet Hakları; inovasyona teşvik etmek ve beraberinde ekonomik kalkınmayı sağlamak için oldukça önemlidir. Fikri mülkiyetin korunması yeni buluşların oluşması için gerekli olan arz ortamını yaratmaktadır.

Fikri Mülkiyet Hakları; inovasyon teşvikini hem sanayi içinde hem de sanayiler arasında arttıracak buluşların, endüstriyel tasarım ürünlerinin yayılmasını sağlamaktadır.

Fikri Mülkiyet Hakları; ticari olduğu ve transfer edilebildiği için yeni pazarların oluşmasını sağlamaktadır. Her buluş kendi pazarını oluşturmaktadır.

Fikri Mülkiyet Hakları; inovasyon teşviki ve bilimin bir araya gelmesinde önemli rol oynamaktadır. Patentleri ve telif haklarını içinde barındıran fikri mülkiyetin, buluşu ve yaratıcılığı arttıran önemli bir etkene sahiptir.

Gelişmiş ülkeler sıkı Fikri Mülkiyet Hakları koruması için kurumsal ve hukuki altyapılarına çok fazla önem verirken, gelişmekte olan ülkeler bu durumda oluşan maliyetlerden dolayı aynı hassasiyeti gösterememektedir. Bilgi ve teknoloji toplumunda bilginin üretimi ve yayımı, ürünlerin icadı, iletişim teknolojileri aracılığıyla saniyelerle sınırlı bir sürede gerçekleşmekte ve en önemlisi de üretim ile eş zamanlı olarak tüm dünyaya yayılabilmektedir. Bu nedenle fikri haklar bağlamında çeşitli hak ihlallerinin yaşanmaması, suçun önlenmesi ve anayasal hakların korunması adına bu alanda birtakım düzenlemelerin varlığı kaçınılmazdır. Sonuç olarak Fikri mülkiyet hukukunun amacı, fikir üretimini özendirmek ve bunun sonucunda ekonomik, sosyal ve kültürel ilerlemeyi sağlamaktır. Araştırma-Geliştirme yatırımını teşvik etmek, yabancı sermayeyi çekmek, yenilikçiliği özendirmek için etkin bir fikri mülkiyet koruma sisteminin oluşturulması şarttır. Böylece ekonomik büyüme ve istihdam desteklenmiş olacak ve inovasyon ve yaratıcılık sürdürülebilir hale gelecektir.

Bu Yazı Tuğba Nur Irmak tarafından Aksaç Hukuk için hazırlanmıştır.

Fikri Mülkiyet Haklarının Önemi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön